Sayfa 4


Emniyet müdürlüğü binasındaki küçük bir odada MKİP’in Türkiye bürosu şefinin de yer aldığı bir ekipçe sorgulanıyordu. Sorulara ya cevap vermiyor ya da onları bir iki cümleyle geçiştiriyordu. Son yirmi dört saat içinde yaşadıklarından sonra tuhaf bir şok halindeydi. Zihninde canlanıp duran görüntülerden bir türlü kurtulamıyordu ama bundan o kadar da rahatsız değildi; nitekim hiçbir şey düşünemiyor ya da hissedemiyordu.

Bir sahnede evinde oturmuş, arkadaşının getirdiği dosyaya bakıyordu. Kızının katilinin fotoğrafına iğrenerek bakmıştı. Yandaki bilgilerde eski kayıtları ve yeni kayıtları yazıyordu. Önceden işlediği küçük suçlar da dâhil anılarından birçoğu silinmiş, yepyeni bir geçmişe kavuşmuştu. Oktay’ın adı da değiştirilmiş, Murat olmuştu. Eski hayatıyla yeni hayatını birleştiren ortak nokta, kod adıydı: Modifiye Kimliklendirilmiş İnsan Modeli 100236 (MKİM100236).

Sonra sahne değişti: Silahını MKİM100236’ya doğrultmuş, gözleri onun korkan ve sorgulayan bakışlarıyla buluşmuştu. Nihayet intikam anı gelmişti ve kendinden beklemediği kadar soğukkanlıydı. Silahı ateş almadan önce söylediği tek şey “Bu, kızım için!” olmuştu. Murat’ın yere yığılan bedeni kan havuzunda yatarken açık kalmış gözleri tavana bakıyor ve sanki “Neden?” diye soruyordu.

Son sahnede etrafı polislerle çevrilmişti. İntikam ateşi söndükten sonra yere çömelip bir duvara yaslanmış ve ifadesiz gözlerle silahına bakıp durmuştu. Kaçmayı düşünmemişti bile. Üzerine çevrilmiş silahlara ve polis amirinin “Silahını bırak!”, “Ellerini kaldır!” gibi emirlerine aldırış etmeden öylece oturuyordu.

Gözleri önünden akıp giden sahneler nihayet durulduğunda Rıdvan düşünmeye ve hissetmeye başladı. Şokun etkisi azalıyordu. Pişmanlık ya da mutluluk hissetmiyordu ama sanki ruhu hafiflemiş gibiydi. En azından kızının katili artık öbür dünyayı boyladığı için kendini rahatlamış hissediyordu.

“Şimdi ne olacak?” sorusu şimşek gibi çaktı aklında. İlk anda sarsıldı ama sonrasında huzursuz ya da korkulu değildi. Çünkü her şeyi daha önceden göze almıştı. Şimdi sadece geleceğini merak ediyordu.

Rıdvan artık genç olmadığının farkındaydı ama hala sağlıklıydı ve bu ülkeye hizmet etmeye devam edebilirdi. Eğitimi ve tecrübesiyle ülkedeki “faydalı” kesimin önemli bir üyesiydi. Bu açıdan bakınca MKİP için hala aday sayılabilirdi. Kendisi bugüne kadar birçok insanın geçtiği rönesans (“yeniden doğuş” – aynı zamanda MKİP için kullanılan kod adı) kapısının meleği olmuştu. Şimdi aynı kapıdan geçip yeniden doğma sırası ondaydı. Her ne kadar son zamanlarda Oktay’ın ya da diğerlerinin bunu hak etmediğini düşünse de kendisini buna layık görüyordu. Nasıl olsa o sadece intikam almıştı; gerçek bir katil sayılmazdı!

Kahve fincanını önündeki masaya bırakan şef bir el işaretiyle diğer görevlileri oda dışına çıkardı. İleri yaşına rağmen dinç görünen iri yarı adam düşünceli gözlerle karşısındaki katil zanlısını izledi bir süre. Normalde davalarla birebir ilgilenmezdi ama bu kez suçlu bir MKİP çalışanıydı. Kendi görev döneminde ilk kez böyle bir olayla karşılaşıyordu ve fazlasıyla huzursuzdu. Rıdvan’ın herhangi birini değil de bir MKİM’i öldürmesi ise durumun vahametini katlıyordu.

“Normalde bunu yapmam yasak ama…” Şef durakladı, çantasından bir dosya çıkardı ve elindeki dosyaya bakarken konuşmaya devam etti: “Sen yıllarca bizim en önemli üyelerimizden biriydin.” Dosyayı Rıdvan’a uzatırken ekledi: “Ve bence küçük bir iyiliği hak ediyorsun.” Başkası buna iyilik der miydi bilmiyordu ama kendisi aynı durumda olsaydı bunu büyük bir iyilik olarak görürdü.

Rıdvan “MKİM3033” başlıklı dosyayı okumaya başladığında kanı dondu, sarsıldı. Bu mümkün olamazdı! Hemen sonra dehşete düştü; çünkü kimseye ikinci kez “yeniden doğma” şansı verilmezdi.

Farkında olmadan ikinci ve son hayatını da mahvetmişti.

Hayat tuhaftı.