Sayfa 2


Dışarıda parlayan güneşe rağmen yüksek korunaklı cezaevinin kale gibi duvarlarının içi kasvetle doluydu. Şehrin birkaç kilometre dışındaki bu hapishanenin şehirdeki diğerlerinden tek farkı daha korunaklı olması değildi. Çok az kişinin bildiği başka bir özelliği daha vardı: Burası Modifiye Kimliklendirilmiş İnsan Projesi’nin (MKİP) uygulama merkezlerinden biriydi.

İdam cezasına çarptırılan Oktay, zırhlı araçla hapishaneye girdiğinde buradan bir daha çıkamayacağını biliyordu. Kanunlarla her zaman başı belada olmuştu ama asla son seferki kadar ileriye gitmemişti. Şimdi pişmanlık ve korku içinde hayatının çıkmaz sokağına girmişti.

Ürkütücü bir sessizliğin hâkim olduğu hapishane binası aşina olduğu diğerlerine hiç benzemiyordu. Küçük bir odada elleri ve ayakları kelepçeliyken saçları berber tarafından kazıtılıyordu. Bunun elektrikli sandalyede gerçekleşecek idamı için gerekli olduğunu biliyordu. Fakat sürecin bu kadar çabuk işleyeceğini ummamıştı. Artık çok az vakti olduğunu biliyordu.

Ölümün nasıl bir şey olduğunu düşünürken beraberindeki polisler eşliğinde başka bir odaya sevk edildi. Elektrikli sandalye yoktu ve burası bir ameliyathaneye benziyordu. Yoksa zehirli iğneyle mi idam edilecekti? Korkuyla haykırarak sorular sormaya, küfürler savurmaya başladı ama kimse cevap verme tenezzülünde bulunmuyordu.

Zorla geniş yatağa yatırıldı ve kelepçeleri çıkarılırken yataktaki bağlarla sabitlendi. Kımıldaması mümkün değilken daha fazla debelenmenin anlamı yoktu; kendini kaderinin kollarına bıraktı. Doktor içi koyu yeşil renkli sıvıyla dolu şırıngayı koluna batırdığında hafif bir acı hissetti. Biraz sonra bilinci kapanırken düşündüğü son şey ölümün huzur verici olduğuydu.

Enjeksiyonu yapan doktor bir neşterle mahkûmun turuncu tişörtünü yırttı ve üstünden çıkarttı. Göğsüne ve boynuna birçok elektrot bağladı. Aynı anda kadın doktor mahkûmun koluna serum taktı ve diğer bir adam monitörleri açtı. Çok sayıda bilginin aktığı ekranda kalp atımı da görünüyordu. Mahkûm ölmemişti, fakat bu odadakileri şaşırtmadı. Ama bir şekilde farkında olabilseydi, Oktay için hayatının en büyük sürprizi olurdu.

Diğerleri büyük bir kaskı andıran ve çok sayıda kablonun bağlı olduğu başlığı asılı olduğu küçük vincin yardımıyla mahkûmun kafasına geçirirken yaşlı ve tombulca bir doktor önünde monitörlerin ve kolların olduğu kontrol panelinin karşısındaki yerine oturdu. Ne kadar alışık olsa da tarihin en görkemli aletlerinden birini kullanmak üzereydi. Taş ve sopaları kullanan tarih öncesi atalarını hatırlayıp güldüğü olurdu ama bu sefer mutsuz bir günündeydi.

Birkaç ayarlama ve kontrolden sonra işlemi başlattı. İşin büyük kısmını robot başlığı kontrol eden bilgisayar yapıyordu ama onun da yapması gerekenler vardı. Dikkatle işine odaklandı.

Büyük yatağa bağlı, hareketsizce yatan mahkûmun vücudu ara sıra istemsizce kasılıyor veya titriyordu. Görünürde bir güç sarf etmemesine rağmen kısa sürede tüm vücudu ter içinde kaldı. Bedenine bağlı elektrotların ekranlara aktardığı bilgilerden bazıları sabitken bazıları hızla değişiyordu. Yaşlı doktor her şeyin yolunda gittiğinden emindi. Kısa aralıklarla yaklaşık bir hafta sürecek operasyon sorunsuz başlamıştı.